Yazılar

Bizim Yunus’la Karşılaşma

Yunus Emre
Yunus Emre portresi. Geri planda da dergâha odun taşırken görülüyor.

Birkaç yıl önceydi. Akhisar’da ailemi ziyaret ettiğim günler ve önemli bir  parçası da yeğenimi okula bırakmak ya da okuldan almak. Ben en çok ikincisini sevdim, çünkü biraz erken gidip binaya sızıyor, paydos zili öncesi biraz havayı soluyordum. Zilin çalmasına yakın çocukların telaş ve heyecan dolu seslerini işitmeyi seviyordum. Aynı zamanda benim de bir zamanlar yürüdüğüm, koştuğum, nöbet tuttuğum koridorlardı onlar.

Bir gün yine koridorda beklerken duvardaki resimler ilişti gözüme. Padişahlar, Türk Hanları… Sonra Yunus’u gördüm. Yunus Emre’yi. Bizim Yunus’u. “Ben seni ilk burada görmüştüm.” dedim. Şimdi Bizim Yunus diyen gönlüm o zamanlar nasıl bir bağ kurmuştu acaba seninle?

Yunus Emre portresi. Geri planda da dergâha odun taşırken görülüyor.
Yunus Emre portresi. Geri planda da dergâha odun taşırken görülüyor.

Duvardaki resminde ya da edebiyat derslerinde okutulan, defterime yazdığım şiirlerinde seni ne kadar tanımıştı? Resimde belki birçoğumuzun görsek hatırlayacağımız tasviriyle Yunus, altında birkaç cümle. “Derviş, Tapduk Emre’nin dergahında kırk yıl odun kesti.” diyor. Hatırlıyorum, aynı resim, aynı yazıydı bizim zamanımızdaki de. Hatırımda kalan bu kadarı. 

Bir de edebiyat derslerindeki Yunus dedim ya, lise hazırlık sınıfındaki defterim elime geçti bir süre önce. Baktım Türkçe derslerinde işime yarayacak bir şey çıkar mı diye. Redif’i şu örnekle öğrenmişiz:

Bu dünyadan gider olduk,
Kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua,
Kılanlara selam olsun.

– Yunus Emre

Defteri biraz daha karıştırıyorum. Arada semaîler, koşmalar, türküler…Sonra bir bakıyorum ‘İlahi’ başlığı atıp Yunus Emre’den şu altı kıtayı yazmışım:

Aşkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni,
Ben yanarım dünü günü,
Bana seni gerek seni.

Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim,
Aşkın ile avunurum,
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem,
Mecnun olup dağa düşem,
Sensin dün ü gün endişem,
Bana seni gerek seni.

Eğer beni öldüreler,
Külüm göğe savuralar,
Toprağım anda çağıra,
Bana seni gerek seni.

Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver onları,
Bana seni gerek seni.

Yunus dürür benim adım,
Gün geçtikçe artar odum,
İki cihanda maksudum,
Bana seni gerek seni.

Şiiri ‘Tasavvuf’ başlıklı bir yazı takip etmiş:

“İslami bir düşünce sistemidir. ‘Evren nedir, dünya nedir, insan nedir’ gibi sorulara cevap aramıştır. Tasavvuf’a göre tek varlık vardır. (Allah). Tasavvufta derin bir insan sevgisi, hoşgörü vardır. Irk, dil, din, cins ayrımı gözetilmez. İnsan görülen en üstün varlıktır. İnsan sevgisini yansıtan şiirlere ‘tasavvuf şiirleri’ denir. Tasavvufu benimseyip olgun olmak isteyenler, öncelikle benliklerinden uzaklaşarak dünyaya ilişkin tutkularından vazgeçerler. Bu şiirde de Yunus Emre’yi, dünya mallarını önemsemeyen, Tanrı’ya ulaşmak isteyen bir tavır içerisinde görmekteyiz.”

Benim bu hikayem 14-15 yaşımdan çıktı geldi. Sizin Yunus Emre’ye dair anılarınız, hikayeleriniz var mı? Onu Bizim Yunus yapan? Hafızamızı bir yoklasak güzel olmaz mı?

Yunus Emre yoluna bir de böyle eşlik etmek ister misiniz?

Önceki yazı
Arşetipikal Hareketler Hakkında Genel Bilgi
Sonraki yazı
Hz. Muhammed’in Sema Yaptığına Dair hadis

Son haberler

İlgili Yazılar