Yunus Emre'nin Aksaray Reşadiye Ortaköy'deki türbesinin güneydoğu tarafından, aşağıdan görünüşü

Aksaray Reşadiye’deki Yunus Emre Türbesi

İl: Aksarayİlçe: OrtaköyKöy: ReşadiyeMahalle: Kirişçi

Yunus Emre’nin Sarıkaraman’daki türbesi, içinden Kızılırmak nehrinin geçtiği, etrafı dağlarla çevrili bir platonun ortasında, 1267 m yükseklikte, kayalık bir tepede yer alıyor. Sarıkaraman köyünün 4 km kuzeyindeki bu tepeye halk “Ziyaret Tepe” dermiş ve burada yatanı da yüzyıllardır Yunus Emre bilirmiş. İnsana huzur ve tevazu veren bir mekan olan türbe, şu anda Ortaköy’ün Kırşehir sınırındaki son köyü olan Reşadiye arazisinde yer alıyor (3).

Halk rivayetlerine göre bu mezardan bazen top atılırmış. Buna, Yunus’un bâtın topu denirmiş. Halk, bu top sesi duyulunca büyük bir olayın gelip çatacağına inanırmış. Gölpınarlı bu top atılış inancının genel olduğunu ve bilhassa tepelerde yatan yatırların, bâtın topu attığına inanıldığını bildirmiş (2).

Yılmaz Önge, burası bir anıt mezar haline getirilmeden önceki halini şu şekilde tasvir ediyor:

Tepenin üzerindeki kayalığın doğu ucunda, etrafı yaklaşık 60 cm kalınlığında ve 150 cm yükseklikte moloz taş duvarla çevrilmiş, girişi batıya açılan bir türbe harabesi mevcuttur. Bu türbede, güney duvarı önünde, üzeri çimento ile sıvanmış bir lahit bulunuyordu. Türbe kalıntısının 2 m. kadar kuzeyinde, kabaca tesviye edilmiş, kayalık platfomlun üzerinde de üç bölümlü bir yapının duvar kalıntılan seçiliyordu. Doğu-batı istikametinde uzanan bu yapının duvarları moloz taştan kireç harçla inşa edilmişti. Doğuda yer alan bölmenin zemininde de bazı mezarların bulunduğu söyleniyordu. Türbenin bulunduğu tepenin güney eteğinde, aradan geçen derenin karşı kıyısında Yunus Emre’nin çilehanesi olarak adlandınlan eski bir yapı kalıntısı, çevresinde de eski bir yerleşimi gösteren, harçlı taş parçalan ve kırk çanak çömlek parçalan görülüyordu (4).

Kırşehir valiliği 1988’de burayı bir anıt mezar haline getirmiş. 2021 Ağustos ayında ziyaret ettiğimizde Aksaray Valiliği tarafından bu alanda yeni düzenlemeler ve inşaatlar yapıldığını gördük.

Gitmişken de Yunus Emre’nin kabri başında Hak’tan gelen şerbeti isimli Hüseyni makamındaki ilâhiyi icra ettik.

Rivayet

Vilayetname’de, “Sivrihisar’ın kuzeyinde Sarıgök derler, bir köy vardı. O köyde doğmuş Yunus Emre adlı biri vardı. Bu erin mezarı da gene doğduğu yere yakındır” ifadesi yer almaktadır. Doğan Kaya, bu ifadedenin orjinalinde yer alan şimal kelimesinin Abdülbaki Gölpınarlı tarafından güney olarak çevrildiğini, oysa kuzey olarak çevrilmesinin daha uygun olacağını bildirir. Buradan hareketle bahis konusu Sivrihisar ve Sarıköy’ün Eskişehir’deki değil Aksaray’daki Sivrihisar ve Sarıköy, bugünkü ismiyle Sarıkaraman köyü olduğunu ileri sürer. Bu düşüncesini şu şekilde destekler:

Yunus’un öküzüne alıç yükleyip –ki konu ettiğimiz bu bölgede hâlâ çok sayıda alıç ağaçları vardır- Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin yanına, köyü Sarıkaraman’dan kalkıp gitmiştir. Bu mesafe düz hatla 34 km’dir. Beri taraftan Konya Karaman’ın Sulucakaraöyük’e (Hacı Bektaş) mesafesi 240 km, Eskişehir’deki Sarıköy’ün mesafesi ise 275 km’dir. O devrin imkânlarıyla kağnı arabasıyla her iki mesafeden de Hacı Bektaş’a gitmek, en iyi ihtimalle bir ay gibi zamanı gerektirir. Bilindiği gibi alıcın, dalından koparıldıktan sonra kısa sürede yenilmesi gerekir. Kağnıya istif edilmiş alıçların tazeliğini koruması bu zaman zarfında mümkün değildir. Bu duruma göre, Yunus’un Karaman’dan yahut Eskişehir’den Hacı Bektaş’a gitmesini düşünmek bize biraz mantık dışı gelmektedir.

Yunus, Hünkar Hacı Bektaş’ın verdiği buğdayı yükleyip köyüne dönmek için yol alırken, köyün alt başındaki hamamın yanına gelince “nefes” almadığına pişman olur, geri döner. Dönmeye karar verdiği köy, Hacı Bektaş değildir. Zira o kadar ısrara rağmen buğdayda karar kıldığı ve birkaç yüz metre sonra vazgeçtiği düşünülemez. Kafasını toplaması ve düşünmesi için mesafe gerekir.

Vilâyetname’de zikredilen yer Hacı Bektaş’ın güneyinde ve buraya 16 km. uzaklıkta Gümüşkent (Eski ismi: Salanda) köyüdür. Sözü edilen hamam bugün bile durmaktadır.

Yunus Emre’nin yanında kırk yıl çile doldurduğu Tapduk Emre’nin makamı da aynı coğrafi bölgede bulunmaktadır. Tapduk Emre bugün kendi adıyla bilinen Tapduk köyünde yatmaktadır.

Tapduk köyü, Aksaray’ın 34 km. kuzeyindedir. Tapduk Sultan’ın burada yatmasından ve vaktiyle onun tasarrufu altında olduğundan dolayı, bu ismi almıştır. Eskiden “Oflagu” denirdi. Beştepe dağının eteklerinde kurulmuştur. Tepede meşelerin bulunması bize, Yunus’un şeyhine getirdiği meşeleri hatırlatıyor.

Kaynaklar
  1. Araz, Nezihe. Anadolu Erenleri, 9. Basım. Özgür Yayınları. İstanbul, 2000. s 86-90
  2. Gölpınarlı, Abdülbâki. Yunus Emre ve Tasavvuf. Remzi Kitabevi. İstanbul, 1961. S 74-84
  3. Kaya, Doğan. Halk Kültürü l984 / 2, (İstanbul 1984, s. 41-54)’de Yunus Emre Niğde Ortaköy’de Yatıyor.
  4. Önge, Yılmaz. Yunus Emre’nin Makamları (Anıt Mezarları). 1991.
  5. Kunter, Halim Baki, Yunus Emre Bilgiler – Belgeler. Eskişehir Valiliği Yayınları: 4. 1991. 63-116